Almancı Olmak
| Yazarlarımız |
İlk zamanlar kulağımıza o kadar hoş gelirdi ki ulaşılması zor yüksek bir rutbe zannederdik. Her zaman olmasa bile iki veya üç yılda izne gelen babamızın getirmiş olduğu hediyeler, çektiğimiz hasretliği unutturur , evimizi bayram havasına çevirirdi. Yeni kıyafetleri giydiğimde sokağa çıkmaya utanırdım. Arkadaşların yüzlerindeki ifadeler o kadar manalıydı ki sanki uzaydan gelmiş yabancı gibiydik. Kendi haline kendin şaşırırsan, başkalarına ne demeli?
Çocukluk işte; Koskoca üç yılın hasretliği birkaç parça eşya ile kapanır mı? O yaşlarda iken kapanıyordu.
Hatta ‘ biran önce gidip tekrar gelse, eskiyen elbiselerin yenisini getirse ‘ diye düşünüyorduk. Çocuk aklı işte…
Mevsimlik görüntülerin zamanla nasıl bir tahribat açacağını o yaşlarda anlıyamazdık. Bırakın bizleri ,evlatlarımız rahat etsin diye, aile saadetinden vazgeçip hiç bilmediği hatta adını dahi duymadığı bir ülkeye hicret eden atalarımız dahi bu tahribatın hangi boyutlara geleceğini tahmin edemedi…
‘’Keşke köyümde çobanlık yapsaydım da yinede Alamanya’ya gelmeseydim’’ diye pişmanlığını ifade eden öyle çok gurbetçimiz varki.
-Çok pişmanım yeğenim…
-Hayırdır!!!
- Çalıştığın halde hakkını alamadın mı ?
- Hasta oldun, sosyal hizmetlerden yararlanmadın mı ?
- İşsiz kaldın , devlet sahip çıkmadı mı ?
- Kiranı ödeyemediğin için dışarda mı kaldın ?
-Kesinlikle hayır!!!
Kendi ülkemde hayalini dahi kuramadığım her türlü zahiri imkanları bu ülkede yaşadım. Bırakın beni, köyümde yeni doğmuş evladıma dahi, vatandaşı olduğum devletimden önce Alaman hükümeti sahip çıktı.
-Mağdem bu kadar imkan içerisinde yaşadın ,pişmanlığın sebebi nedir ?
-Herşey maddiyat değil ki. Dünyanın ibret ile baktığı ‘’aile birliğim ‘’ bozuldu.
Kaybımız elbette çok büyük, düşmanların dahi asırlardır yıkmayı başaramadığı aile birliğimizi, ekmek davası uğruna parçaladık gitti. Yoksulluk yerini varlığa bıraktı,hatta giden her gurbetçi tek başına ülke ekonomisine öyle çok katkı sağladı ki ülkeyi batmaktan kurtardı. On mark fazla tasarruf edip, memleketine göndermek düşüncesi ile yıllık erzakını dahi sırtına yükleyip oralara taşıdılar. Onların mücadelesi elbette kutsaldı. Çanakkale’ye milli mücadele uğruna yola çıkan o şanlı askerlerin mücadelesi ne kadar kutsal ise ülke ekonomisine katkıda bulunmak için diyar-ı gurbetin yolunu tutanlarında o dereceye yakın kutsiyeti vardır. Her savaşta olduğu gibi, geçim uğruna verilen bu savaştada mutlak bir tahribat oluştu.
Bu savaşın tahribatı ise tadilat ile onarılması mümkün olmayacak kadar derin bir yaradır.‘’ Dağılan aile birliğimiz,,
Ortada ne suç nede suçlu var,bugün aynı imkansızlıklar tekrar zuhur etse hicret kaçınılmaz olurdu.
Cemalettin ÖZBAŞI



















Yorumlar
1-Herşey maddiyat değil ki. Dünyanın ibret ile baktığı ‘’aile birliğim ‘’ bozuldu.
2- ülke ekonomisine katkıda bulunmak için diyar-ı gurbetin yolunu tutanlarında o dereceye yakın kutsiyeti vardır.
3- Bu savaşın tahribatı ise tadilat ile onarılması mümkün olmayacak kadar derin bir yaradır.‘’ Dağılan aile birliğimiz,,
Cemalettin Bey; onarılması güç olan bu tahribatların günümüzde de devam ediyor olması bu yaranın tahribattan da ileri boyutta olması.
İnsanlık için oluşan değer yargıları bizim köyümüzde, insanımızda, çevremizde ve de toplumumuzda farklı şekillendiğinde n her şey para kazanmak anlayışı daha da önem kazanıyor.
Bu yazınızın devamını bekliyorum.
Selamlar
Ali aslan
Genç yaşta gurbete düştüm
ham idim yandım piştim
derde kedere alıştım
yedin beni zalim gurbet
gurbet gurbet zalim gurbet
yedin beni zalim gurbet
gurbet elde yabancısın
türkiyede almancısın
yerim yurdum yokmu benim
yedin beni zalim gurbet
gurbet gurbet zalim gurbet
yedin beni zalim gurbet
yaban elde yalnız kaldım
sanki susuz kalan göldüm
yağmura hasret bir çöldüm
yedin beni zalim gurbet
gurbet gurbet zalim gurbet
yedin beni zalim gurbet
gönül yaram sensiz azdı
yüreğim sanki sazdı
çalmaz oldu telim gurbet
yedin beni zalim gurbet ,
ELİNE YÜREĞİNE SAĞLIK ABİ, BABA SEVGİSİNE DOYMAMIŞ BİR EVLADIN İÇİNDEKİ ACISI BU....