Hataları Bağışlamak.
| Sitemiz |
İnsanın hata edebileceği gerçeği herkes için geçerlidir. Sadece bizim için değil karşıdaki insanlar için de geçerlidir. Suç işleyen insan affedilmeye layık olmasa bile kişi kendisini affetmeye layık görmeli de affetmelidir.
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur: "Rabbiniz tarafından bir mağfirete, genişliği göklerle yer kadar olan ve muttakiler için hazırlanmış olan bir cennete doğru yarışırcasına koşuşun! O muttakiler ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever."
Mevlânâ'nın oğlu Sultan Velî'de, size kötülük ediyorlar sen iyilik ediyorsun, sana zulmediyorlar sen affediyorsun, senden alakayı kesiyorlar sen ise onlardan alakayı kesmiyorsun neden böyle yapıyorsun diye sorduklarında onlara: "Benimle onlar arasında fark olmasın mı?" diye cevap veriyor.
İnsanı yanlışlığa ve kötülüğe iten kişinin nefsidir. Kişinin nefsi kişinin köpeğine benzer. Nasıl ki kişinin köpeğinin yaptığı yanlışlıktan dolayı o kimseye hakaret edilmeyip affedilirse biz de o kimseyi affetmeliyiz. Ancak, köpeğine sahip ol denir. Şu da bir gerçektir ki dostun köpeğinin bile hatırı vardır denir. Nasıl ki o köpeğe dostundan dolayı iyilik edilirse sahibine ise daha fazla iyilik edilmelidir.
Yine Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "İyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işiten, bilendir."
"Her kim, yerine getirmeye gücü yettiği halde öfkesini yenerse kıyamet günü bütün mahkûkâtın önünde Allah onu çağıracak nihayette onu cennet hurilerinden dilediğini almakta muhayyer kılacaktır.
Büyüklere hürmet ve küçüklere merhamet:
Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Küçüklerimize merhamet etmeyen ve büyüklerimizin hakkını bilmeyen bizden değildir."
"Saçı sakalı ağarmış Müslümana, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur'an hâfızına ve âdil devlet başkanına saygı göstermek, Allah Teâlâ'ya duyulan saygıdandır."
"Bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara ikram (ve hürmet) ederse Allah da o kimseye onun yaşına geldiğinde ikram (ve hürmet) edecek kimseyi (halk ve) takdir eder."
11. Kimseye eziyet etmemek, eziyetlere tahammül etmek, elin ve dilin eziyetlerinden sakınmak.
Ebû Mûsâ (r.a.) şöyle demiştir:
Ey Allah'ın Rasûlü! Müslümanların hangisi en üstündür? diye sordum. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu:
"Dilinden ve elinden Müslümanların emniyette olduğu kimsedir." diye cevap verdi.
Başka bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyuruştur:
"Dilini tutan kurtuldu."
1. Din kardeşine sövmemek.
2. Kötü lakap takmamak.
3. Sui zanda bulunmamak
4. Gıybet etmemek.
5. Nemime yapmamak. ( neme lazımcılık )
6. İftira etmemek
7. Yalan söylememek.
8. İki yüzlü ve iki dilli olmamak.
9. Tel'în/lanet etmemek.
10. Canına ve malına kasdetmemek.
11. Zulmetmemek.
12. Kibirli olmayıp mütevâzı olmak.
13. Haset etmemek.
Dostla ilgili Hz. Ali (r.a.) şöyle demiştir: "Dost edinin, onlar sizin için dünya ve âhiret sermayesidir."
Abdullah b. Ömer (r.a.) şöyle demiştir:
"Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceyi ibâdetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem ve bu hal üzere ölsem, fakat gönlümde Allah'a itaat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı da bir nefret duygusu olmasa, bütün bu yaptıklarımdan bir fayda göremem."

















